KANATLAR KÖYÜ TARİHİ


    XIV. yüzyıl ikinci yarısında Osmanlının Balkanlara ayak basmasıyla birlikte, Türk kültürü ve İslamiyet de topraklara taşınmıştır. Balkanlarda oluşan Türk-İslam sentezi, Makedonya’da ve şimdiki Kanatlar köyünde de benimsenmiş ve bugüne kadar süre gelmiştir. Türk kültürü ve İslamiyet’le birlikte Balkanlara gelen tasavvuf ve tasavvuf anlayışındaki derin insan sevgisi, yüksek hoşgörü ve karşılık beklenmeksizin yapılan hizmet, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında sevgi ve kaynaşma zemininin kurulmasında etkili olmuş, Türklerin ve İslamiyet’in bu topraklara yerleşip, kök salmasına hizmet etmiştir. Dervişlerin yol kavşaklarında ve su kenarlarında kurdukları tekke ve zaviyeler, yerleşim yerlerinin kurulmasına öncülük ederek, zamanla etraflarında köylerin oluşmasını sağlamıştır. Tekke ve zaviyelerdeki dervişler, hem yerli halkı, hem de zamanla buralara göç etmesi sağlanan Türkleri İslamiyet, Türkçe, Türk gelenek ve görenekleri ile inanç ve uygulamaları ve hatta edebiyat konularında bilgilendirerek, tekke ve zaviyelerin etrafında oluşan yerleşim yerlerini birer din, eğitim, kültür ve sanat merkezi haline getirmiştir. Bu şekilde, tekke ve zaviyeler kuruldukları bölgedeki yerli halkın Müslümanlaşmasını ve Türkleşmesini sağlarken, aynı zamanda sürekli göçlerle Balkanlara gelen Türklerin dil, din ve kültürünü kaybetmemesini de sağlamışlardır. Kanatlar, Sultan I. Murat zamanında Konya-Karaman tarafından getirilen Türkmen Yörük insanların kurmuş olduğu bir köydür. Kanatlar, Pirlepe ile Manastır şehrinin arasında kurulmuş güzide bir kültür köyüdür. Buram buram Osmanlı kokar bu mekân… Çoğu Balkan şehrinde olduğu gibi burada da başınızı sağa sola çevirdiğinizde kendinizi Türkiye’de bir yerde hissetmeniz muhtemeldir… Dikmen (Mehmed) Baba’nın bu köye gelmesiyle birlikte, köyün önceki ismi ne olduğunu tam manasıyla bilinmemektedir. Ancak büyüklerimizin dedelerinden duydukları kadar önceleri köyün ismi Avramoski olduğu sanılmaktadır. Şimdiki köyün ismi ise burada yaşayan toplum tarafından değiştirilerek Kanatlar ismi alarak yaşamaya devam etmişlerdir.


     XIV. yüzyılda gaziler ve aşiret reisleri, Rumeli seferlerine katılırken kahraman olarak ün yapmanın yanı sıra ekonomik güç elde etmeyi de arzu ediyorlardı. Osmanlı’ya tabi beyliklere mensup olanlar da Gaza ve ganimet niyetiyle gelenlerin arasında bulunuyordu. Gelenlerin arasında yerleşmeyi tercih edenler de vardı. Rumeli’nin fethinde hizmeti çok büyük olan akıncılar yerleşme konusunda da öncülük etmişlerdir. Akıncı Beylerinden olan Timurtaş Paşa-oğlu Yahşi Bey, Paşa Yiğit, Yancı Bey, Kutlu Boğa sefer esnasında Çandarlı Ali Paşanın en büyük yardımcıları olmuşlardır. Akıncılar arasında Rumeli’de hizmet etmek için “İl ve boy” halinde karşı yakaya geçerek yerleşenlerin sayısı bir hayli fazlasıydı. Bunlara bağlı oldukları Akıncı beyleri ile birlikte hareket ediyor onlara ayrılan yörelere yerleşiyorlardı Rumeli’nin ücra yerlerinde Paşayiğit, Korkud, Mihaloğlu gibi akıncı gazilerin adına kurulan köyler bunu göstermektedir. Orduyla birlikte hareket eden çeşitli tarikatlara mensup şeyh ve dervişlerin cesaret verici ve olumlu davranışları yeni toprakların benimsenmesinde gazilerin ve göçmenlerin üzerindeki etkisi çok büyük olmuştur. Şeyh ve dervişler daha Süleyman Paşa ile Rumeli’ye geçişlerinden itibaren yol kavşaklarına, derbentlere ve iskâna uygun yerlere yerleşerek zaviyeler kurmuşlar, çevrelerini şenlendirmişlerdir. Kanatlar halkı bölgenin dört Türk köyünden birisidir. Diğer Türk köyleri sırasıyla şöyledir. Kanatların hemen batısında Elekler köyü, Kanatların güney doğusunda Musaobası köyü bulunmakta, yine Kanatların güneyinde ise Budaklar köyü bulunmaktadır.